Skadarlija: Belgrad'ın "Bohem" Soslu Turist Tuzağı
Olay tamamen kafanda bitiyor. Eğer buraya 'Paris'in arka sokaklarında kaybolacağım' beklentisiyle gelirsen, 15 dakika sonra 'Ee bitti mi bu sokak?' der, hayal kırıklığına uğrarsın. Ama 'Akşam iki kadeh bir şey içip, güzel müzik dinleyip, biraz da nostalji yapacağım' kafasıyla gelirsen, buradan çıkmak istemezsin. Bu rehber de işte tam o ince ayarı tutturman, gecenin sonunda 'Vay be ne güzeldi' demen için yazıldı.
İnternette “Belgrad gezilecek yerler” listelerinin tepesinde burayı görürsün. Altına da "Belgrad'ın Montmartre'ı" falan yazarlar. Yeme bu Fransız benzetmelerini. Burası bizim Çiçek Pasajı'nın ya da Nevizade'nin üzeri açık, bol yeşillikli ve çok daha kaygan zeminli halidir.
Skadarlija Nedir, Ne Değildir?
Google aramalarında millet "Belgrad barlar sokağı" diye aratıp burayı buluyor. Bak burası çok önemli, iyi dinle:
- Burası Barlar Sokağı Değil: Burada "kop kop" müzik, damsız girilmez mekanlar yok.
- Burası "Kafana" Sokağı: Burada "Kafana" (Meyhane) kültürü var. Oturursun, önüne et gelir, rakija gelir, kulağının dibinde akordeoncu hüzünlü Balkan şarkıları çalar, sen de efkarlanırsın. Olay budur.
Topuklu Ayakkabı Giyme
Müdür, bu sokağın zemini 19. yüzyıldan kalma "Arnavut kaldırımı" taşlarıyla döşeli. Ama öyle böyle taş değil. Yumruk büyüklüğünde, yamuk yumuk ve aşınmaktan cam gibi olmuş taşlar.
- Hanımlar: Sakın topuklu ayakkabı giymeyin. O topuk o taşın arasına girer, bileğinizi elinize alırsınız. Buraya spor ayakkabıyla gelinir.
- Beyler: Yağmurlu havada burası buz pistine döner. "Ben yürürüm" deme, kayar düşersin, karizmayı çizdirirsin. Penguen gibi yürü.
"Bohem" Dedikleri Nedir?
1900'lerin başında gerçekten şairlerin, ressamların ve yazarların takıldığı bir bölgeydi. O bohem anlatı bugün de pazarlama dili olarak yaşıyor. Ama taş binalar, çiçekli balkonlar ve sokak müziği atmosferi hala güçlü tutuyor.
Skadarlija Restoranları: Nerede Ne Yenir?
Sorulan sorulara baktığımda, herkes "Skadarlija restoran" peşinde. Burada onlarca mekan var ama çoğu "Turist Avlama Tesisi" modunda çalışır. Hepsi güzeldir, hepsi süslüdür ama bazıları daha iyidir.
- Tri Šešira (Üç Şapka): Buranın ağababasıdır. En eskisi, en meşhuru. Turistiktir ama yemekleri bozmaz. Akşamları rezervasyonsuz gidersen kapıdan dönersin.
- Dva Jelena (İki Geyik): Kocaman bir yer. İçeride avcı kulübü havası var. Garsonlar yaşlı kurtlardır, işi bilirler.
- Mali Vrabac: Yemekleri lezzetlidir, konumu güzeldir.
Bu sokaktaki fiyatlar, şehrin geri kalanına göre %20-30 daha pahalıdır. Buna "Bohem Vergisi" diyoruz. Müziğe, atmosfere ve o tarihi taşa para veriyorsun. Şikayet etme, tadını çıkar.
Müzik Meselesi (Bahşiş Raconu)
Yemeğini yerken masana bir grup müzisyen gelecek. Keman, kontrbas, akordeon... Kulağının dibine girip çalacaklar.
- Racon: Eğer şarkı istiyorsan (Mesela "Osman Ağa"yı bilirler, şaşırma), kontrbasın tellerine veya akordeonun körüğüne para sıkıştırman beklenir.
- İstemiyorsan: Kibarca "Hvala" (Teşekkürler) de ve yemeğine dön. Göz teması kurarsan o masadan kalkmazlar, benden söylemesi.
Forumlarda Skadarlija Hakkında Ne Diyorlar?
İnternet aleminin dedikoduları şöyle:
- Ekşi Sözlük: "Yeri göğü turist dolu ama o köfteler gelince insan her şeyi unutuyor." (Doğru, Ćevapi her şeyi unutturur.)
- Reddit: "Skadarlija tam bir turist tuzağı mı?" diye sormuşlar. Cevap: "Evet, tatlı bir tuzak. Bilerek gidiyorsun ve mutlu ayrılıyorsun."
- TripAdvisor: "Güllerden kaçış yok!" Evet, sokakta sürekli gül satan ablalar gezer. Yanında kız arkadaşın/eşin varsa o gülü sana zorla aldırırlar. Kaçışın yok, o 500 Dinarı hazırlasan iyi edersin.
Skadarlija Nerede?
Tarif çok basit, navigasyonu açıp şarjını bitirme. Cumhuriyet Meydanı'ndan (Trg Republike), o süslü Ulusal Tiyatro'nun tarafından aşağıya doğru yürüyerek 5-10 dakikada ulaşırsın. Merkezin tam içinde olduğu için erişimi çok kolaydır. Zaten aşağı doğru yürürken ızgara kokusu ve müzik sesi gelmeye başlar, burnunu takip etsen bulursun.
Sonuç: Gidilir Mi?
Lafı uzatmayalım. Gidilir mi? Gidilir.
Evet, burası turistik. Evet, garsonlar biraz "kurt". Ama akşam çöküp o sokak lambaları yandığında, o Arnavut kaldırımları parladığında ve masana buz gibi bir Dunja (Ayva) Rakija geldiğinde... İşte o zaman "Ulan iyi ki gelmişim" diyorsun.
Beklentini "Kimsenin bilmediği yerel bir hazine buldum" moduna değil, "Kaliteli, müzikli, neşeli bir turist gecesi yaşayacağım" moduna alırsan, buradan pamuk gibi ayrılırsın. Hadi afiyet olsun!
Son Tavsiye:
Yemeği yedin, rakijayı içtin, kafan güzel. O yokuştan aşağı veya yukarı yürürken dikkat et. O taşlar ayık adamı bile devirir, sarhoşu ne yapmaz. Duvarlara tutuna tutuna çık, ama o atmosferi ciğerlerine çekmeyi unutma. "İyi ki gelmişim be!" diyeceksin.